Elit Olmaktan Utanmayın



Selam beyler bayanlar.. Fotoğtafta cahil düşmanı İlber hocamızı görüyorsunuz, geçenlerde gezinirken rastladım kendisinin videosuna. Bir üniversitede ilk ders ve oryantasyon programında konuşmasını yapıyordu, yaklaşık yarım saatlik konuşmasında günümüzde ki tarihçilerden, günümüz eğitimine kadar bir çok şeyden bahsetti, az bir sürede bile çatır çutur vuruyordu cahilliklerimizi suratımıza :) Elit denildiğinde paradan ve zenginlikten bahsedenlere çok kızıyormuş kendisi, elit olmayı bir düstur edinin kendinize diyor. Tabi elitliğe varmadan önce uzun uzadıya eğitimden bahsediyor kendisi, zira bu iki meselenin birbirine bağlanış şekli muazzam. Gelin bu iki meseleyi ele alarak konumuza doğru beraberce yol alalım...
Her şeyden önce kendisinin bir tarihçi olarak en sevmediği şey; tarihi kişiliklerin karşı karşıya getirilmesi, konuşmasında bu konuyla ilgili şunu söylüyor.. "Tarihçilik, çocukların oynadığı kızma birader oyunu değildir. Tarihi karakterlerin, insanların görüşlerine göre karşı karşıya getirilmesi ancak cahillerin işidir. Bunu yenmenin tek yolu ise okumaktır." Kendi dalından örnekle bir giriş yaparak eğitim eksikliğinin varlığını buradan gösteriyor aslında. İyi bir eğitim almanın kesinlikle derslerden ve okullardan ibaret olmadığının farkında, tarihten bu yana gelen süreç içinde bir şeyleri başarabilmiş ve bir yerlere gelebilmiş milletlere bakıldığında hepsinin gelişim sürecini matematikle, cebirle yol aldığını keşfetmiş. Hatta Kleopatra'dan bahsederken; "Ben kendisini Antoinus'la Sezar'ı tavlayıp birbirine kırdıran bir kraliçe olarak bilirdim, fakat daha sonra ilk çağların önemli bir matematik kafası olduğunu öğrendim" diyor. Kleopatra aynı zamanda geometriye de çok hakim bir kadın olarak tarihe adını bırakmış ve o zamanın döneminde mumyalama geleneği devam ettiği için aynı zamanda mükemmel bir anatomi bilgisine sahipmiş. Peki bu bilgiler günümüze kadar nasıl geliyor ? Elbette filoloji bilimiyle. Bilirsiniz ki filoloji bir toplumun kültürünü diliyle araştıran bir bilim dalıdır ve dil canlı bir varlıktır ! İlber hocaya göre bu canlı varlığın canlılığını sürdürmesi çok mühim. Modern dünyayı bilmek, kültür anlamak ve tarih bilmek için iyi bir eğitimin temelinde mutlaka Filoloji, Matematik ve Müzik & Musiki bulunması gerektiğini savunuyor. Söylediği şey ise şöyle;

- "Eğer bir toplumun musiki ve matematikle bir ilgisi varsa tüm toplumlarla irtibat kuruyor demektir ve aynı zamanda bir toplum filoloji bilgisine de sahipse bütün kültürleri biliyor demektir."

Toplumlarla iletişim kurmak ve kültür bilmek, hayatın içinde matematiği kullanabilmek demek zaten iyi bir eğitim görmek demektir. Eğer bir insan öğrendiği şeyleri hayatının belli bir alanında ve insanlığın faydası için kullanamıyorsa, neyi bildiğini ve neyi bilmediğini bilmiyor demektir. İnsan neyi bilmediğini öğrenmek için kitaplara ihtiyaç duyar ve eğitimde olduğu gibi hayatın da bir çok sorununda gerekli tedavi bana göre de okumaktır. Düşünsene çok okuyan birisin ve bazen bir savaş gazisi, bazen bir kolpa, bazen bir bilim insanı, bazen de bir Gregor Samsa'sın. Yaşamadığın halde başka karakterlerin deneyimlerine kendini koymak bence tecrübe edinmek için güzel bir yol. Hayatın penceresinden dışarıya, çoğu zaman farklı karakterle baktığımızda; aslında biz farkında olmasak dahi bir çok olay arasında inanılmaz bir bağ kurabiliyor beynimiz. Hepsi hiç beklemediğimiz bir anda bir yapboz misali birleşiyor ve bize bütünü gösteriyor. Peki böyle bir eğitim için ne gerekiyor ? Daha çok üniversite, daha fazla akıllı tahta, daha fazla okul, daha fazla öğretmen mi ?
Evvela Sistem...
İlber hoca bununla ilgili kulağa küpe olacak cinsten şeyler söylüyor. Şimdi yazacaklarımı bence not edin ya da küpe diye kulağınıza takın. Çünkü hangi sıfatla olursak olalım(anne&baba, öğretmen, veli, öğrenci vs..) inanın işimize çok yaracağını düşünüyorum.. Haydi bakalım;

- Eğitim için doğru sistemi kurarsanız; bir ağacın ömrü kadar sürede nitelikli zihinler yetiştirebilirsiniz. Computer teşkilatı kurarak eğitimi düzeltemezsiniz. Eğitimin iyisi; müzikle, matematikle, filolojiyle ve sporla olur. Bunları bilmemeye devam ettiğiniz sürece istediğiniz kadar okul açın, hiç bir şeyi değiştiremezsiniz.

- Çocuklarınızı buradan alıp Atlantik Okyanusunun ötesindeki okullara göndermek, onların iyi bir eğitim almasını sağlamaz ama eğer siz çocuklarınızı nitelikli bir şekilde yetiştirip çeşitli coğrafyaların kapısından içeri gönderirseniz hiç şüphesiz kazanırsınız ve hakim olursunuz. Dershaneler açmakla ve dershanelere koşmakla eğitimin gediklerini kapatamazsınız, bu yalnızca size yol gösterir. Liselere geçiş sınavında Türkiye birincisi olan 2 evladımızı hatırlayın; birisi erkek birisi kız. Birisi ay birisi yıldız... Büyük ihtimalle bu çocuklar tüm bu eğitimden öteye otlar arasındaki rabıtayı anlayıp yıldızları görebilmiş ve bu noktaya kendileri gelmişlerdir. Fakat bizim eğitimimiz; bu çocukların otlarda ve yıldızlarda gördüklerini dahi görememiştir.

- Senelerden beridir Türkiye Cumhuriyeti; eski dindarların ilahlarına kurban adaması gibi nitelikli bireylerini yetiştirip yetiştirip başka yerlere kurban vermiştir. Hani nerede daha çok nobeller, ödüller, hukukçular, mühendisler... Çünkü biz daha kendi içimizi halledemedik, kendi adamımızı tutamadık. Devam eden süreç içinde kimsenin aynı kabiliyete sahip olmadığını anlamamız gerekir. Kimsenin aklını eşitleyemezsiniz ! Her kabiliyetin özel bir yeri ve anlamı vardır. Bir marangozla bir ordinaryüsü karşılaştırabilirsiniz fakat bazen bir marangoz, ordinaryüse göre; topluma daha fazla öğreti ve huzur sunabilir. İnsanlar yaşadıkları yer küre üzerinde bunun farkına varabilmelidir !!

Ve bunları açıkladıktan sonra elit olmakla ilgili de şunları söylüyor İlber hoca..

"Elit olmaktan korkmayın utanmayın ! Elitist olmak utanılacak bir şey değildir, bazı ahmaklar bunun yanlış olduğunu söylüyor. Elit olmanın anlamı farklıdır; bu illa para demek değildir, illa ki zenginlik demek değildir. Elit demek; bir işi iyi yapan insanların dikeyine sınıflandırılmasıdır. Kafası çalışan elite girer ve elitist olmayan, elitini değerlendiremeyen bir toplum hiç şüphesiz inkiraza uğrar... Bunun önüne geçemezsiniz ! Bir toplum bunu görüp ona göre örgütlenmeli ve bundan asla kaçmamalıdır. Hatta aksine bir düstur gibi benimseyip çalışmalıdır. Zaten bunu anlamamış olan bir eğitim sistemi de eğitim değil, dolandırıcılık demektir...Saygılarımla" (İlber Ortaylı)

Blog yazımı sonuna kadar okuyan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. Beğeni veya eleştirilerinizi yorum olarak bırakabilirsiniz, bloğumdan mail bildirimleri almak istiyorsanız yukarıdaki "Abone Ol" kısmından bloğuma abone olabilirsiniz.

Yusuf Cihan





Yorumlar

  1. İlber Hoca başımıza gelmiş en güzel şeylerden biri olabilir. Bizi çokca uyarıyor fakat dinleyeni, dinlese bile hayatında uygulayanı çok değil maalesef

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle Talha. Özellikle de Halil İnancık gibi bir adamın yanında yetişmiş birisi olması bambaşka bir ayrıcalık

      Sil

Yorum Gönder