Nikola Tesla ve Burun Üzerine Söylevi


  Merhaba dostlar. Çokta uzun olmayan bir zamandan sonra tekrar buradayız, birbirimizden habersiz kaldığımız zamanlarda Nikola Tesla kitaplığını bitirdim. Nasılsınız ? umarım siz de iyisinizdir ve iyi kalırsınız. Güzel uğraşlar içinde bulunalım... Bugün biraz onun hakkında aslında ana konu olarakta onun yaptığı bir konuşma hakkında konuşacağız."Burun Söylevi"... Yukarda gördüğünüz kitaplardan derlediğim bilgilere göre yazıya bir başlangıç yapalım o halde. Nikola Tesla'yı tanımayanınız yoktur sanırım. Hepiniz onun adını en az bir defa duymuş az da olsa kendisi hakkında bilgi sahibi olmuşsunuzdur. Ama yine de bu deli dahinin hayatını herkesin bildiğini çok düşünmüyorum. Uzun kronolojik bilgiler verip yazıyı sıkıcı hale getirmeyeceğim elbette. 1856 yılında doğmuş ve 1943 yılında ölmüş. 87 yıllık ömrü sırlarla dolu bir hikaye. Tanıdıkça dehasını takdir ediyor ve 87 yıllık ömrünün çoğunda; kalp kırıklıkları yaşadığına, yoksulluklarına ve tüm hırslı tavırlarına şahit oluyorsunuz. Çağının ötesinde bir deha, herkesten farklı bir deli dahi. Hiç evlenmediği için herkes onun hakkında bir çok şey söylüyor ve yazıyor. Bu; onun kendi yaşadığı devirde de olmuş, günümüzde de oluyor. Ama Tesla'nın "Katherine" adında bir aşkı olduğunu kimse bilmez mesela... Karşılıklı bir sevgidir üstelik bu; fakat geri adımda duran yine Nikola Tesla oluyor. Çünkü icatlarına ait prensipleri var ve bunları her zaman en önde tutuyor. Sebebi ise insanlara faydalı, hayatı kolaylaştıran icatları ortaya koymak istemesinden kaynaklanıyor. Her neyse bunlara fazla değinmeyeceğim. Benim asıl aktarmak istediğim farklı.. Tesla'nın henüz 19 yaşındayken gençler için konuşma yaptığı dernekte değindiği çok garip bir konu var; "Burun"... Evet burun !
Söylemek istediği şeyi o kadar farklı bir yol tercih ederek anlatıyor ki;dinlemek bir yana dursun okurken bile insana ilham vermiyor değil...
"Evet değerli arkadaşlarım; burnumuz olmasa nerede olurduk ? İnanın hiç bir yerde olamazdık..." diyor Bay Tesla...
"Bir şeyin temiz olup olmadığı hakkında; bize o bilgi verir, çorbanın sıcak olup olmadığını onunla anlarız, hayvanlar alemiyle aramızda bir köprüdür burun; bazen gaga burunlu, domuz burunlu gibi sözlerle karşılaşmışızdır bir çoğumuz... Mevsimlere adapte olmamızı sağlar burun, kızarmış biber kokusu ağustosu müjdeler mesela... Horlama sırasında oda arkadaşlarınızı rahatsız eden bir 'Bed Ses Üretim Cihazıdır' kendisi, sesin tınısını o belirler, insanlar sosyal iletişimlerinde birbirlerine burun kıvırırlar, para kokusu ve sefalet kokusu bile burunla tanımlandırılır. İnsanoğlunu hayatta tutar, hoş kokuları getirmek şöyle dursun bize nefes verir.. Onu karıştırmak insanoğlundaki hamurun ebedi çiğliğini gösterir. Reyhanın, kahvenin, limonun kokusunu bize o tattırır. Eski mo'lar burunlarıyla öpüşür, oğlan çocukları bayılır burun kırmaya...
Üzerinde burun olan her yüz güzeldir.. Ve atlar için geçerli olan burun için de geçerlidir. İyi bir atın bin bir türlü kusuru olabilir fakat hasta ve yaşlı olan atın tek bir kusuru vardır; iyi olmaması !
PEK KIYMETLİ CESUR ARKADAŞLARIM; BURNUNUZUN DİKİNE GİDİN..."

İşte bunları söylüyor Bay Tesla. Şaşalı konuşması bitince başıyla selamlayarak sahneden ayrıldıktan sonra bir alış kıyamet alıp götürüyor salonu...

Neden buna değinmek istedim çünkü bu hayatta bir yerlere gelebilmiş insanların hangisinin tecrübesini dinlesem; ilk olarak çok okuduklarına, sonra risk aldıklarına ve asla vazgeçmediklerine tanık oldum. Nikola'da hepsiyle birlikte içinde hırsı, inadı ve belirlediği yola varma isteğini kendinde barındıran bir deha...

Ömrünün tamamı; neredeyse risk almakla ve burnunun dikine gitmekle geçiyor. (Fakat elbette ki doğru ve faydalı hedefler için).
Evet sevgili dostlar yeni yılın ilk yazısı olarak bu yüzden konuyu seçtim. Umarım ki; kendinize tertemiz bir sayfa açtığınız bu sene, sizin için güzel sonuçlanır. Başarılı ve faydalı uğraşlar içinde bulunalım.. Hem kendimize, hem de çevremizdekilere iyi olacağımız bir yıl olsun, güzel günlere...

Yazımı bitirmeden önce şunu da belirtmek isterim. Yukarıda gördüğünüz kitaplardan sarı kapaklı olanı bizzat Nikola Tesla'nın kendisine ait olan kitabıdır...(Nikola Tesla - İcatlarım)
Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı ise onun aforizmalarından derlenmiştir.
Son olarak Kırmızı kapaklı olan "Tesla Maskelerle Çevrili Bir Hayat (Vladimir Pistalo); Nikola Tesla adına yazılmış bir biyografi romanıdır.

İsterseniz bir kaç aforizmasına da göz gezdirip öyle bitirelim. Sağlıcakla kalın..

- Mühim olan fikrimi çalmaları değil, kendi fikirlerinin olmamasıydı.
- İnsanların, varlığını kabul etmedikleri ön yargılarına saplanıp kalmalarından daha kötü bir şey olamaz.
- Gözümüzün önündeki iyilik perdesi kalkınca, insanlar ne kadar da çirkin gözüküyor.
- Pratik insan, vizyon sahibi olan insandır. İleriyi görmeyen, yaya kalır.
- Fani olan şeyleri ebedi kılma arzumuz yüzünden acı çekiyoruz. Kuşlar ötüyor; her şey geçici. Gerçek değil hiçbiri. Geride bırakamayacağımız ne bir insan var aslında ne de bir mekan. Her şeyin kesin ve net olmasına duyduğumuz saplantıdan dolayı, zihinsel bir köleliğe itiliyoruz.

Yazımı sonuna kadar okuyan tüm arkadaşlara teşekkür ederim. Bloğuma abone olup mail bildirimleri almak isterseniz yukardaki "Abone Ol" kısmından abone olabilirsiniz.

Yusuf Cihan

Yorumlar

  1. Nicola Tesla'dan yine güzel bir söylev. "Burnunuzun dikine gidin!"

    Dilerseniz hayatını benim yazdığım blogdan okuyabilirsiniz: http://agaoglutalha.blogspot.com.tr/2017/12/ustad-nikola-tesla.html?m=1

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Kardeş blogsun girsinler okusunlar... Hatta önce hayatını senden okusunlar sonra nasipse buraya gelip burun hakkındaki söylevinden nasiplensinler :)))

      Sil
  2. Güzel olmuş devamını bekliyoruz :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder