Kendimle Birlikte El Ele İlerideki Günlere; Odysseus Antlaşması



   Merhaba güzel insan. Geçenlerde okuduğum kitaptan ilgimi çeken bir bölümle karşılaştım ve bunu seninle de paylaşmak istedim. Kitabın ismi "İncognito", David Eagleman tarafından yazılmış, kendisi nöropsikolog. Kitapta beynin işleyişinden ve gizli hayatından bahsediyor. Aslında kitap biraz ağır bir dille yazılmış, açıkçası bitirene kadar biraz zorlandım ama istifade ettiğim bir çok nokta oldu tabi ki. Şu an okuduğunuz "Odysseus Antlaşması" da öğrendiğim ve çok ilginç bulduğum konulardan birisi.

   Efendim bu konuya açıklık getirecek olursak Odysseus Antlaşması şu manaya geliyor;
"İnsanın şu anki haliyle gelecekteki hali arasında yaptığı pazarlık." Açıklamadan sonra; bir masada kendinizle karşılıklı olarak oturduğunuz görüntüyü betimlediğinizi hisseder gibiyim. Evet mesele tam olarak bu ! Aynı masada kendinle karşılıklı oturup bir pazarlık neticesinde anlaşmaya varmak. Bu meselenin bu şekilde isimlendirilmesi ise çok daha ilginç..


Antlaşmanın ismi Yunan mitolojisindeki İthaka Kralı Odysseus'tan geliyor. Truva Savaşı'ndan sonra adamlarıyla birlikte memleketine dönen Odysseus, Sirenum Scopuli adasından geçeceğini biliyordu ve bu ada çok enteresan özelliklere sahip bir adaydı. Adanın önünden geçerken siren sesleri ve hoş müzikler çalar, cezbedici güzellikteki kızları ise adaya çağırarak oraya uğramamış olmayı neredeyse imkansız kılardı. Odysseus ise oradan geçmemesi gerektiğinin farkındaydı çünkü eğer oradan geçerse gemisi mutlaka kayalıklara çarpacak ve büyük kayıp alarak ülkelerine döneceklerdi.. Belki dönemeyeceklerdi. O adaya uğramadan geçiş yapabilmeyi sağlamak için Odysseus bir plan yapmaya başladı ve adaya varmadan önce gemiden yer alan herkesin kulaklarını bal mumlarıyla tıkaması gerektiğini söyleyerek, kendisini de zaptetmek amacıyla; onu da geminin direğine sıkıca bağlamalarını istedi. Gemide ki adamlar, istenilenleri aynen uyguladı ve dönüş günü geldiğinde İthaka'ya istedikleri gibi tam takır bir şekilde ulaşmış oldular. İşte Odysseus'un öncesinden böyle bir şey düşünüp kendinin direğe bağlanmasına kendisini ikna ettikten sonra kendisiyle anlaşmaya vardığını öne sürüp, bu olaya bu ismi verdiler.
Evet biraz karışık ve tekerleme gibi bir cümle olmuş olabilir ama sonuç olarak isim buradan gelmektedir.

   Olayın özüne girdiğimizde; aslında hepimizin hemen hemen bu olayı ve içimizdeki çatışmayı, çoğu karar verme sürecinde yaşadığımızı fark edebiliriz. Bir karar alırken beynimiz direk olarak türlü türlü simülasyonlarla nedenler ve sonuçlar üretmeye başlıyor. Eğer içimizde bir karara varamamışsak kendimizle bir içsel çatışmaya giriyoruz ve haliyle bu da topluma yansıyor. Doğal olarak zihin hasta olunca, sağlıklı iletişim de kolay olmuyor. Düşüncelerimiz; bir tarafımızca onaylanırken, aklımızın bir kısmı ise onu reddederek muhalefet etmeye başlıyor. Aslında burada şunu anlamış olmamız gerekiyor bana göre; Hepimiz kendi içindeki devletin, her saniye sonrasında farklılaşan bürokratlarıyız.. Şu bir gerçek ki hemen hemen her an, içerilerde bir yerlerde kendimizle siyaset halindeyiz.

   Bu karmaşık düzenden kurtulmanın alternatiflerinden birisi de insanın kendiyle uzlaşmaya varması yani; Odysseus Antlaşması.
Bu bizim sürekli olan zinde ve planlı olmamızı sağlar. Önümüze koyduğumuz küçük hedeflere ulaşmayı sağlayıp, geriye dönüp baktığımızda uzunca bir yol kat ettiğimizi fark etmemize sebep olur. Daha sonrasındaysa onca adımlarla birlikte istediğimiz yere vardığımızı görürürüz.
Total olarak işin her noktası; insanın kendisiyle uzlaşması meselesiyle sonuca bağlanıyor. Boşuna dememişler "Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar anlaşa anlaşa" diye.. Kendinle bile :))

Blog yazımı sonuna kadar okuyan tüm arkadaşlara teşekkür ederim. Bloğuma abone olup yazı bildirimleri almak isterseniz, yukarıda bulunan "Abone Ol" kısmından bloğuma abone olabilirsiniz.

Yusuf Cihan YEL

Yorumlar